Köken Aile Etkileri Üzerine Çalışmaya Yönelik Sistemik Temelli Psikoeğitim Modeli

SİSTEMİK TEMELLİ PSİKOEĞİTİM MODELİ

Problem ve Amaç

Bowen’a (1978) göre zaman içerisinde köken ailelerimizden fiziksel olarak ayrılmış olsak da, duygusal olarak birçok bağımlılığımızı ve çözümleyemediğimiz duygusal ilişkilerimizi gittiğimiz yeni yerlere ve yeni yaşantılarımıza beraberimizde götürürüz. Bu duygusal süreçler biz farkında olmasak da şimdiki hayatımızda varlıklarını ve etkilerini sürdürmeye devam eder.

 

Kişinin şimdiki hayatında bir otonomi duygusu yaşaması, kendi olarak hareket etmesi, kendi kararlarını alması, kararlarının sorumluluğunu üstlenmesi büyük ölçüde benliğini köken ailesinden ayrımlaştırmasına bağlıdır. Bowen’a (1978) göre, benliği ayrımlaşmış bireyler;

  • benlik algılarını yitirmeden başkalarıyla duygusal ilişkiler kurabilir,
  • duygularını abartılı olmadan dengeli bir şekilde karşılarındakilere iletebilir ve
  • başkalarına aşırı bağlanmadan duygusal ilişkilerini sürdürebilirler.

Bu kişiler ayrıca;

  • yüksek kaygılı durumlarda dahi düşüncelerini duygularından ayırt edebilir,
  • duygusal hassasiyetlerini kaybetmeden mantıklı kararlar verebilir,
  • birçok durumda daha esnek ve uyumlu davranabilir ve
  • hayatlarını belirledikleri ilke ve inançlar çerçevesinde yönlendirebilirler.

Benliğin ayrımlaşma düzeyinin artması, büyük ölçüde köken ailelerimizden farkında olmadan aktardığımız ve bugünkü ilişkilerimizde etkili olan düşünsel, duygusal ve davranışsal örüntüler konusunda farkındalık geliştirmemizle mümkün olabilmektedir. Dolayısıyla Bowen’ın danışma sürecinde de temel hedef olarak belirlediği benliğin köken aile etkilerinden ayrımlaşması, önemli bir danışma hedefi olarak düşünülebilir.

Bu bilgilerden yola çıkarak bu çalışmanın amacı, köken ailelerimizden aktardığımız ve bugünkü ilişkilerimizde etkililiğini devam ettiren bu örüntülere yönelik farkındalık geliştirmek amacıyla sistemik temelli bir psikoeğitim modeli geliştirilmiştir.

Kuramsal Temel

Programın oluşturulmasında kuramsal temel olarak Bowen’ın Aile Sistemleri Yaklaşımı ve Milan Sistemik Aile Yaklaşımı benimsenmiştir.

Aile Sistemleri Yaklaşımına göre benliğin ayrımlaşması, bir bireyin başkalarıyla olan ilişkilerinde

  • duygu ve düşünceleri ve
  • yakınlık ve uzaklık dengesini kurabilmesi olarak düşünülmektedir (Skowron & Friedlander, 1998).

Başka bir deyişle benliğin ayrımlaşması, benliğin psişik ve kişilerarası boyutlarını dengelemenin yanında, bireyin kendini içinde büyüdüğü aileden duygusal ve bilişsel düzeyde ayırabilmesidir (Bowen, 1978).

Çok boyutlu bir kavram olan benliğin ayrımlaşması, kişinin kendi iç yaşantısına (intrapsychic) ve başkalarıyla olan ilişkilerine (interpersonal) yönelik;

  • iki ana boyut ve
  • bu iki ana boyutun altında dört farklı alt boyutta incelenmektedir (Skowron & Friedlander, 1998; Skowron & Schmitt, 2003).

Kişinin kendi iç yaşantısına yönelik iki boyuttan biri “Ben pozisyonu alma” ve diğeri de “Duygusal tepkisellik”tir. Ben pozisyonu alma açıkça tanımlanmış bir benlik duygusu ve kişinin duygu/düşüncelerini baskı altında bile olsa ifade edebilme yeteneğiyle ilgiliyken Duygusal Tepkisellik ise kişinin çevresinden gelen uyaranlara karşı aşırı uçlarda duygusal tepkiler vermesi ve bu yoğun ve anlaşılmaz duyguları kontrol edememesiyle ilgili bir kavramdır.

Kişinin başkalarıyla ilişkisine yönelik alt boyutlar ise “Başkalarına bağımlılık” ve “Duygusal kopma”dır. Başkalarına bağımlılık duygusal olarak başkalarına bağımlı olma, bu kişilerin onaylarını almadan karar verememe ve ebeveyn tutumları, değerleri, inançları ve beklentilerinin aşırı benimsenmesiyle ilgiliyken Duygusal Kopma ise başkalarıyla duygusal yakınlık kuramama, başkalarının yakınlık kurma girişimlerinden aşırı rahatsız olma ve bu kişilerle araya uzun mesafeler ve ilişkisel katı sınırlar koymayla ilgili bir kavramdır.

Yapılan literatür incelemeleri sonucunda programın oluşturulmasında kuramsal temel olarak alınan Bowen’ın Aile Sistemleri Yaklaşımı ve Milan Sistemik Aile Yaklaşımının özellikle şu konular üzerinde yoğunlaştığı ve çalıştığı gözlenmiştir:

  • Sistem-alt sistem betimlemeleri,
  • Aile sistemlerinin birliktelik (iç içe, kopuk) ve esneklik (katı, kaotik) boyutları üzerinden değerlendirilmesi
  • Aile içi roller
  • Aile içi iletişim (açık, maskeli, doğrudan, dolaylı)
  • Aile içi kurallar
  • Duygusal yakınlık/uzaklık
  • Duygusal bağımlılık/bağımsızlık
  • Duygusal tepkisellik/kopma
  • İlişkilerde ben pozisyonu alabilme

Dolayısıyla sistemik temelli oluşturulan program içerisinde temel olarak bu konulara odaklanılmıştır.

Programın İçeriği

Bu kapsamda program her biri 90 dakika süren toplam 6 oturumdan oluşmaktadır.

OTURUMLAR

1. Oturum

Sistem-Alt Sistemler

Sürecin ilk oturumu olduğundan bu oturumda grup kuralları, sürecin nasıl işleyeceğiyle ilgili genel bilgiler verilir ve süreç yapılandırılır. Hemen sonrasında öğrencilerden kısaca hava durumları (bugün kendilerini nasıl hissettikleri) alınarak bu oturumdaki konuya geçilir.

Öğrencilerden kısaca ailelerini diğer grup üyelerine tanıtmaları istenir (Kaç kardeşler?, anne-babaları hayatta mı? Kim kiminle daha çok vakit geçirmekte?).

Daha sonra öğrencilere aile sistemlerinde birliktelik (iç içe, kopuk) ve esneklik (katı, kaotik) boyutlarından (Bknz., Aile Terapisi Temelleri; Worden, 2013 Çev. Ed. T. Akbaş) kısaca bahsedilir ve bu iki eksen üzerinden kendi ailelerini hangi konumda tanımladıkları üzerinde konuşulur.

 

2. Oturum

Roller ve Kurallar

Öğrencilere kısaca aile içi rollerden bahsedilir ve öğrencilere kendi ailelerindeki rol dağılımlarından ve bu dağılımlardan kimin ne kadar memnun olup kimlerin memnun olmadığından bahsetmeleri istenir.

Daha sonra öğrencilere aile içi kurallardan bahsedilir ve öğrencilere kendi ailelerinde hangi kuralların olduğu, bu kuralların hayatlarını ne kadar kolaylaştırdığı/zorlaştırdığı üzerine konuşmaları istenir.

 

3. Oturum

Yakınlık-Uzaklık

Öğrencilere ailelerinde kime kendilerini duygusal olarak daha yakın, kimden kendilerini duygusal olarak daha uzak hissettikleri sorularak başlanır.

Konuyu ayrıntılandırmak için önemli bir sırlarını ilk kiminle paylaştıkları ve daha sonra kimlerle paylaştıkları konusunda bir sıralama yapmaları istenir.

Öğrencilere benzer şekilde çok mutlu oldukları bir anı ilk kiminle paylaştıkları ve daha sonra kimlerle paylaştıkları konusunda bir sıralama yapmaları istenir.

4. Oturum

Bağımlılık - Duygusal Kopma

Öğrencilere önemli bir kararlarında ailelerinden birilerinin onayını almanın onlar için ne kadar önemli olduğu, bu onay alınırsa kendilerini nasıl hissettikleri, alınmazsa nasıl hissettikleri sorulur.

Benzer şekilde öğrencilere ailelerinin onlardan temel beklentilerinin neler olduğu, bu beklentileri karşıladıklarında kendilerini nasıl hissettikleri, karşılamadıklarında nasıl hissettikleri sorulur.

Hem onay, hem de beklentiler yerine geldiğinde ve gelmediğinde diğer aile üyelerinin tepkileri üzerinde konuşulur.

5. Oturum

Ben pozisyonu - Duygusal Tepkisellik

Öğrencilere «ilişkilerde isteklerini, diğerinden taleplerini rahatça ifade edebilmeyle» ifade edilen ben pozisyonu kavramı kısaca tanıtılır.

Köken ailelerinde kimin ilişkilerinde kendini ve isteklerini daha rahat ifade edebildiği, ben pozisyonu alabildiği ve kimlerin alamadığı üzerine konuşmaları istenir.

Daha sonra şu anki ilişkilerinde kendilerinin isteklerini ne kadar ifade edebildikleri/edemedikleri, bu durumun kendilerini ne kadar memnun ettiği ve ne düzeyde olmasını istedikleri, bunun için hayatlarında ne gibi değişiklikler yapmayı planladıkları üzerinde konuşmaları istenir.

   

 

6. Oturum

Sürdürmek istediklerim / İstemediklerim

Şu ana kadar oturumlarda konuşulanlar genel olarak özetlenir ve öğrencilere gelecekteki hayatlarında köken ailelerinden devam ettirmek istedikleri ve devam ettirmek istemedikleri konular üzerine konuşmaları istenir.

Son olarak öğrencilerden köken ailelerine yönelik yapılan bu konuşmalara yönelik genel olarak ne hissettikleri sorulur ve son duygu ve düşünceleri alınarak oturum sonlandırılır.

Yorum eklemek için giriş yapın

Bu kategoriden diğerleri: